Bizi Yoran Olaylar mı, Olaylara Verdiğimiz Anlam mı?
Aynı olay neden iki farklı insanda iki farklı duygu oluşturur? Aynı eleştiriyi alan iki kişiden biri günlerce kendini yetersiz hissederken, diğeri eleştiriyi kabul edip bunu gelişmek için bir fırsat olarak görebilir. Benzer bir durumu cevapsız kalan bir arama ya da mesaj üzerinden de düşünebiliriz. Birimiz için bu durum gayet sıradanken, diğerimiz için aynı şeyi söylemek mümkün olmayabilir. Peki burada farkı yaratan olayın kendisi midir, yoksa yüklediğimiz anlam mı?
Lazarus’un Bilişsel Değerlendirme Kuramı’na göre insanlar olaylara değil, olayları nasıl değerlendirdiklerine tepki verir. Bu kurama göre aynı olay, tıpkı az önce bahsettiğimiz gibi, farklı şekillerde yorumlanabilir. Bu farklı değerlendirmeler de yaşanan duyguları ve verilen davranışsal tepkileri etkiler. Lazarus, bu süreci iki aşamalı değerlendirme modeliyle açıklar: birincil ve ikincil değerlendirme. Birincil değerlendirme bize şu soruyu yöneltir: “Bu olay benim için tehdit mi, kayıp mı, fırsat mı?” İkincil değerlendirme ise ilk sorunun cevabını aldıktan sonra “Bununla nasıl baş edebilirim?” sorusuyla devreye girer.
Bu noktada akla şu soru gelir: Bu anlamlandırma süreci nasıl gerçekleşir? Psikolog Albert Ellis, geliştirdiği ABC Modeli ile bu süreci daha anlaşılır bir şekilde açıklamaktadır. Ellis’e göre yaşadığımız olaylar (A) tek başına duygularımızı belirlemez; olaylara ilişkin düşüncelerimiz ve inançlarımız (B), duygusal ve davranışsal sonuçlarımızı (C) şekillendirir.
Ancak olaylara yüklediğimiz anlamlar ve geliştirdiğimiz düşünceler her zaman gerçeği yansıtmayabilir. Bazen zihnimiz, elinde yeterli kanıt bulunmamasına rağmen olayları hatalı ya da abartılı yorumlayabilir. Aaron Beck, bu sistematik düşünce hatalarını “bilişsel çarpıtmalar” olarak tanımlamıştır.
Bu çarpıtmalardan biri de felaketleştirmedir.
Felaketleştirme, henüz ortada yeterli bir kanıt yokken zihnimizin en olumsuz senaryoyu gerçekmiş gibi değerlendirmesidir. Elbette her olumsuz düşünce bir bilişsel çarpıtma değildir. Ancak günlük yaşamda karşılaştığımız birçok durumda, yaşadığımız olaydan çok o olaya yüklediğimiz anlam duygularımızı şekillendirir. Belki de bu yüzden bazen değiştirmemiz gereken ilk şey yaşadığımız olaylar değil, onlara bakış açımızdır.