BİR MESLEK, BİR DİPLOMA, BİN BELİRSİZLİK: PSİKOLOGLUK
İnsan hayatının en zor dönemlerinde bir psikoloğun kapısını çalıyor. Bazen bir kaybı, bazen yılların yükünü, bazen de kimseye anlatamadığı, kafasının içinden hiç çıkmayan düşüncelerini paylaşıyor. Ortada sıradan bir meslek ilişkisinden çok, güven var.
SİSTEM NE KADAR NET?
Karşımızdaki kişi hangi eğitimleri almış? Hangi hizmetleri sunabilir? Mesleki sınırları nerede başlar, nerede biter? Kendi mesleki yeterliliğini nasıl sürdürüyor? Bir sorun yaşandığında danışanın başvurabileceği mekanizmalar neler?
Ülkemizde psikologluk mesleğinin en önemli sorunlarından biri, bu soruların tamamına net cevaplar verebilecek kapsamlı bir meslek yasasının hâlâ bulunmaması.
YILLARDIR SÜREN YASAL BOŞLUK
Üstelik bu konu yeni de değil. Yıllardır süren tartışmaların yanında TBMM’de psikologların mesleki haklarını, yetki ve sorumluluklarını, çalışma koşullarını ve mesleki örgütlenmesini düzenlemeyi amaçlayan kanun teklifleri bulunuyor. Ancak bu teklifler komisyon aşamasında kalıyor.
Biz psikologların derdi sadece psikologların hakları değil. Asıl mesele, toplumun nitelikli ve güvenilir ruh sağlığı hizmetine erişme hakkı.
İnsanlar sosyal medyada gördükleri bir unvana, birkaç sertifikaya veya etkileyici bir tanıtıma bakarak kime güveneceğini belirlemek zorunda kalmamalı.
Çünkü ruh sağlığı alanında çalışan kişilerin eğitiminden yetkinliğine, mesleki sınırlarından etik sorumluluklarına kadar birçok konunun açık olması gerekiyor.
GENÇ PSİKOLOGLAR VE GELECEK KAYGISI
Aynı zamanda genç psikologlar da mezun olduklarında ciddi bir belirsizliğin içine giriyor. Nerede, hangi şartlarda çalışabilecekleri, hangi yetkinliklere sahip oldukları ve mesleklerinin sınırlarının nasıl çizileceği konusunda daha net bir sisteme ihtiyaç var.
Bana göre iyi hazırlanmış bir meslek yasası yalnızca biz psikologları değil, psikologdan hizmet alan insanı da korumalı. Eğitim standartlarını, sertifikaların niteliğini, yetkinlikleri, etik kuralları ve denetim mekanizmalarını açıkça ortaya koymalı. Çünkü mesele dışarıdan göründüğü gibi yalnızca bir meslek grubunun geleceği değil.
Bugün tartıştığımız şey yalnızca psikologların mesleki geleceği değil. Yarın kapısını çalacağı ruh sağlığı uzmanının kim olduğunu, hangi eğitimden geçtiğini ve hangi sınırlar içinde hizmet verdiğini bilmek isteyen toplumun güvenliği de bu tartışmanın içinde.
DİPLOMASIZ “UZMANLAR” SORUNU
İnsanların en kırılgan anlarını birkaç sertifikanın arkasına saklanarak yönetmek, ne etikle ne de bilimle açıklanabilir. Psikoloji eğitimi almadan psikolojik destek sunanların varlığı, yalnızca mesleğin değil, danışanların da sorunudur. Nasıl ki ameliyatı hekim olmayan birine emanet etmiyorsak, ruh sağlığımızı da yetkin olmayan kişilere emanet etmemeliyiz.
“Ruh sağlığı ‘ben de yaparım’ denilerek girilebilecek bir alan değildir. İnsanların en hassas anları bilime, eğitime, yetkinliğe ve etiğe emanet edilmelidir.”